Yunanistan’ın Ege Denizi’ni kapsayan yenilenebilir enerji mekansal çerçevesine Türkiye itiraz etti. Dışişleri Bakanlığı ve akademisyenler, Yunanistan’ın bu adımlarının hukuki geçerliliğinin olmadığını belirtti.
Yunanistan, Ege ve Doğu Akdeniz’de sınırlarını aşan kararlar almaya devam ediyor. 19 Ağustos’ta Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığı tarafından açıklanan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi, Ege’nin büyük bölümünü enerji yatırım alanı olarak belirledi.
Türkiye, bu karara hızlı tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçelli, Ege ve Akdeniz gibi kapalı denizlerde uluslararası deniz hukukunun kıyıdaş ülkeler arasında iş birliğini teşvik ettiğini, Türkiye’nin bu iş birliğine her zaman açık olduğunu vurguladı. Keçelli, alınan kararların Türkiye’nin Ege meselesindeki hukuki pozisyonunu etkilemeyeceğini belirtti ve Atina Bildirgesi çerçevesinde sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk temelinde çözülmesi gerektiğini ifade etti.
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku ve Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Yunanistan’ın egemenliği devredilmemiş alanlarda tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığını söyledi. Başkara, Yunanistan’ın aldığı kararların hukuken geçersiz olduğunu belirtti ve Ege’nin orta hattın ötesinde herhangi bir faaliyet yapamayacağını kaydetti. Türkiye’nin gerekli açıklamaları yaptığını ve bu tür faaliyetlere karşı ilgili makamların karşılık vereceğini ifade etti.
Prof. Dr. Enis Tulça ise bu gelişmenin Kıbrıs çevresindeki münhasır bölge ilanları ve Yunanistan’a bağlanacak elektrik projeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tulça, Yunanistan’ın tüm Ege’ye hakim olma girişiminde olduğunu ve bu tür ilanların sınır değişikliğine yol açmadığını söyledi. Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na başvurması gerektiğini ifade etti. Tulça, Yunanistan’ın hem kara devleti hem adalar devleti olamayacağını ve bu nedenle deniz yetki alanları konusundaki iddialarının geçerli olmadığını dile getirdi.
Türkiye, Mavi Vatan politikası kapsamında deniz yaşamını korumaya devam ediyor. Dr. Başkara, Türkiye’de 6 milli parkta deniz alanlarının korunduğunu ve 21 farklı denizin özel çevre koruma bölgesi statüsünde olduğunu belirtti. Tulça ise Ege’de artan kirliliğe dikkat çekerek, deniz parklarının siyasi önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin Antalya Körfezi’ne hapsedilmek istendiğini ve deniz parklarının ilanının Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması kadar önemli olduğunu söyledi. Doğu Ege adalarının Yunanistan’da olmasının Türkiye’yi Anadolu’ya sınırlandırmaması gerektiğini ekledi.
Kaynak
Haber Merkezi
3
okunma